"Cenâb-ı Hak, kemâl-i kereminden, hizmetin mükâfâtını hizmet içinde derc etmiştir. Amelin ücretini nefs-i amel içine koymuştur." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Yemek ve içmek, vücudun beslenmesi ve gelişmesi için bir hizmettir. Yemeklerin ve içeceklerin içindeki tat ve lezzetler de bu hizmetin bir mükafatı bir ödülü oluyorlar.

Şayet yemek ve içeceklerde tat ve lezzetler olmasaydı, günde üç öğün yemek ve içmek eziyete ve külfete dönüşecekti. Oysa insanlar yeme ve içme işlemini kemal-i afiyet ve lezzetle yapmaktalar.

Bu ölçü hayatın her alanında ve her aşamasında geçerlidir.

Yine bir işçinin akşama kadar çalışıp alın terinin karşılığı olan yevmiyesini aldıktan sonra, hem kendi ihtiyaçlarını karşılaması hem de evde bekleyen çoluk çocuğuna erzak götürmesi, çalışmasının içindeki bir mükafat bir lezzet oluyor. Bu mükafat ve lezzet olmasa, hiçbir insan çalışmaya katlanamaz.

Bu kural manevi ameller içinde geçerlidir. Mesela, namaz kılan birisi kainatın Rabbinin emrini yerine getirdiğini düşünüp neticesinde yine Onun rızasını kazanacağını düşünmesi namaz hizmetini şevkle yapmasına manevi bir teşviktir.

Maddi ve manevi her hizmetin her amelin içine Allah sonsuz kereminin bir gereği olarak böyle peşin lezzetler, mükafatlar, ücretler koymuş, ta ki kulları hizmet ve amellerini şevk ile yapabilsinler.

Bu noktada Üstadımız, asıl gayenin Allah için bir hizmetin yapılmasıdır, lakin bu hizmeti yaparken Cenab-ı Hak dünyevi ve uhrevi fayda ve lezzetleri de rahmeti ve hikmetiyle vazife içerisinde derc ettiğini aşağıdaki ifadeler gibi Risalelerin çok yerlerinde şöyle izah etmektedir.

"İşte, nasıl ki bir şahıs, bir vazife-i fıtriyeyi veyahut bir vazife-i içtimaiyeyi yapsa ve o vazife için hararetli bir surette çalışsa, elbette ona dikkat eden anlar ki, o vazifeyi ona gördüren iki şeydir:""

"Birisi: Vazifeye terettüp eden maslahatlar, semereler, faidelerdir ki, ona 'ille-i gaiye' denilir."

"İkincisi: Bir muhabbet, bir iştiyak, bir lezzet vardır ki, hararetle o vazifeyi yaptırıyor ki, ona 'dâi ve muktazî' tabir edilir."

"Meselâ, yemek yemek, iştihadan gelen bir lezzet, bir iştiyaktır ki, onu yemeğe sevk eder. Sonra da yemeğin neticesi, vücudu beslemektir, hayatı idame etmektir."(1)

(1) bk. Mektubat, On Sekizinci Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...