"Ehl-i iman içinde, her bir mertebe sahibinin bir hissesi içinde bulunduğu" ifadesini açar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Tahiyyat, her müminin her namazında okuduğu külli bir duadır. Tahiyyat aynı zamanda miraçta Peygamber Efendimiz (a.s.m)'in hem kendi adına hem tüm mahlukat adına Allah’a selam yerine okuduğu külli bir dua oluyor.

Bu dua bütün mahlukatın hal ve kal dili ile yapmış olduğu tesbih ve zikirleri öz olarak içinde barındıran külliyetli, hülasalı bir duadır. Yani birisi bu duayı kasden ve güzel bir niyet ile okuduğunda, bütün mahlukatın sayısız zikir ve tesbihlerini kendi yapmış gibi Allah’a takdim edebilir.

Normal şartlarda bir insan, şahsi gayret ve çabası ile ebedi cennet hayatını ve cennette verilecek sonsuz nimetleri ne kazanabilir ne de hak edebilir. Ama “Tahiyyat” gibi özlü ve özet dualarla külliyetli bir niyet ile verilen bu nimetlere teşekkür edebilir bir vekaleti elde edebilir. “Ehl-i iman içinde, her bir mertebe sahibinin bir hissesi içinde bulunduğu” cümlesi de bu inceliğe işaret ediyor.

"Bir ehl-i iman, ebedî bir saadette, dünya kadar bir mülk-ü bâkiyi netice verecek bu kısacık ömr-ü dünyevîde ettiği ibadette bir küllî ibadet, âdetâ kendi hususî dünyasıyla beraber ibadet etmiş gibi, kendi hususî dünyası kadar bir mükâfat alacağı işârât-ı Kur’âniyeden anlaşılır..."(1)

Yani ehli iman, böyle özet ve külliyetli dua ve ibadetlerle ebedi saadeti kazanmış oluyor. Şayet her bir nimet için ayrıca ibadet ve şükür gerekse idi, hiçbir insan ebedi saadeti elde edip hak edemezdi.

(1) bk. Emirdağ Lahikası-II, 83. Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...