"Öyle ise, bütün erkânı bütün delilleriyle sarsmayan bir fikr-i bâtıl, hakikat nazarında bir tek rüknü, belki bir hakikati iptal edip inkâr edemez..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İman, altı rüknünden çıkan öyle bir vahdânî hakikattir ki, tefrik kabul etmez. Ve öyle bir küllîdir ki, tecezzî kaldırmaz. Ve öyle bir külldür ki, kabil-i inkısam olmazlar. Çünkü, her bir rükn-ü imanî, kendini ispat eden hüccetleriyle, sair erkân-ı imaniyeyi ispat eder. Her biri her birisine gayet kuvvetli bir hüccet-i âzam olur. Öyle ise, bütün erkânı bütün delilleriyle sarsmayan bir fikr-i bâtıl, hakikat nazarında bir tek rüknü, belki bir hakikati iptal edip inkâr edemez. Belki adem-i kabul perdesi altında gözünü kapamakla, bir küfr-ü inadî yapabilir. Git gide küfr-ü mutlaka düşer, insaniyeti mahvolur; hem maddî, hem mânevî cehenneme gider."(1)

Allah’ın varlığını ispat eden deliller, aynı zamanda imanın diğer esaslarını da ispat eder. Çünkü imanın altı esası arasında kopmaz bir bağ, birbirine bakan yönler var. Öyle ki iman parçalanamaz bir bütün gibidir. Birisini tasdik edip diğerini inkar etmek mümkün değildir. İmanın bu bütünlüğünden dolayı imanı inkar etmek için, imanın altı esasını teker teker çürütmek icap ediyor.

Mesela, Allah’ı kabul edip onun konuşması olan kitapları inkar etmek, Onun haber verdiği melekleri yok saymak imanın bütünlüğüne aykırıdır.

Örneğin arabanın yürüyebilmesi için motor, şanzıman, aks, şase vesaire gibi ana parçaların bir bütünlük içinde çalışması gerekiyor. Bunlardan birisi bozulsa yürüme durur. Yani arabanın yürümesi arabanın bütünlüğü sayesindedir, bu bütünlük bozulduğunda araba yürüyemez hale gelir. Arabanın ana parçalarından birisi olmadığında nasıl araba işe yaramaz hale geliyorsa, imanın altı rüknü arasında da benzer bir ilişki söz konusudur.

İmanın altı rüknünün kendi içindeki deliller toplandığında, kuvvetli ve kopmaz bir halata dönüşüyor. Bu halatı tek hamlede koparamayan birisi, imanın diğer rükünlerine de ilişemez. Çünkü imanın rükünleri zahirde ayrı ayrı gibi duruyor olsalar da mana aleminde parçalanması mümkün olmayan bir cevher gibidir.

(1) bk. Şualar, On Birinci Şua, Dokuzuncu Mesele.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...